OYUNBAZLAR Sahnede : Bir Karşılaşma Bir Nedir?

Aşağa gitmek

OYUNBAZLAR Sahnede : Bir Karşılaşma Bir Nedir?

Mesaj tarafından MARS Bir Çarş. Haz. 25, 2008 10:26 am

OYUNBAZLAR SAHNEDE: BiR KARŞILAŞMA BİR NEDİR?

M. Elif TÜFEKÇİ*

“Karşılaşma çok zor. Her türlüsü çok zor. Karşılaşmanın dereceleri yok.
Karşılaşmaya yakın yaşantılar var elbette. Yaşamak borçlu olmak demek.
Karşılaşabilmeyi başarmak bu borcu ödeme yollarından biri. Yaşamın
anlamlarından biri. “Neden yaşıyorsun?” sorusuna verilebilecek,
düşündürücü yanıtlardan biri: ‘Karşılaşmak için yaşıyorum.’”

2000 yılında D.T.C.F Tiyatro Bölümü’nden bir grup “oyunbaz” öğrencinin
bir araya gelerek kurduğu Oyunbazlar Tiyatro Topluluğu öğrencilik
yıllarında kurmaya başladıkları düşü ilk oyunları “Bir Karşılaşma Bir
Nedir?” ile Ankara seyircisiyle paylaştı.

“Bir Karşılaşma Bir Nedir?” metninin dış çemberini bu topraklarda
“tiyatro yapma” sevdasına düşenleri çevreleyen “tiyatro sorunları”
çizmiş. Bu çembere atılmış ilk ilmek Pişekar’ı oynayacak olan oyuncunun
Ortaoyunu’ndan bildiğimiz biçimde oyunun açılışını yaparak seyirciyi
selamlamak üzere sahneye girdiğinde, sponsorların oyun alanına
yerleştirdikleri vitrin mankenleri ile karşı karşıya kalması olarak
saptanabilir. Var olan koşullarda sponsor desteği olmadan tiyatro
yapamayacağının bilincinde olan Pişekar, yılmadan oyunu kurmaya
çalışırken, tiyatrodan aldığı paradan memnun olmayan oyuncunun
gelmeyişiyle Kavuklu’suz kalıveriyor. Atılan ilmek “taklitler”in de
oyun saatinde ortalarda olmayışıyla devam ederken, tüm koşullara rağmen
başlayan oyunun ortalarında tiyatronun teknik elemanının da
“televizyon”da iş bulup kaçmasına kadar sürdürülmüş. Bu anlamıyla
“İnadına oynayacağız bu oyunu!” diyen Pişekar’ın repliğini oyunun
yazarı ve yönetmeninin kendi topluluğunun serüvenini anlatması olarak
okunabilir bir yandan. Dolayısıyla dış çember bir taraftan oyun boyunca
işlevsel kılınmış bir katmana dönüşmüş, bir taraftan da Haldun Taner’in
“Sersem Kocanın Kurnaz Karısı” metnine dolayısıyla da tiyatro yapmaktan
başka bir derdi olmayanlara selam vermiş. Dışarıdaki çember, tüm metni
kucaklayarak ortaya Kavuklu’suz kalsa da, etrafı sponsorlarla sarılsa
da, oyuncularını para getirecek başka işlere kaptırsa da “çok
Kavuklusuz, pek Pişekarlı, taklidi başı boş, facianın faciası, bir
acayip ortaoyunu”nu illa ki oynayacak bir topluluğun hikayesini de
çıkarmış.

Oyunun iç çemberini çeşitli karşılaşma biçimlerinin taklidi
oluşturuyor. Bu çemberin iki anahtar kavramdan hareket ettiği
söylenebilir; “değişim” ve “karşılaşma”. Denebilir ki, metin, değişen
insanların değiştirdiği dünyada çeşitli karşılaşma fotoğrafları çekmiş,
odağı hep aynı mesele üzerinden kurmuş: “Nasıl değişirse insan öyle
değişir dünya”. Mahallenin efsane kabadayısına “kadın kılığında bir
şarkıcı” olmayı seçtiren hayat, onu Kadir Abi efsaneleriyle büyümüş
yeni yetme mafya yamağıyla karşılaştırdığında esasında değişmiş olan
nedir? Karşılaşanlar kimlerdir? Değişen Kadir Abi midir yoksa koşullar
mı? “Sola akan nehri” bir daha buluşturmamak üzere dağıtan, değişen
dünya mıdır yoksa nehrin kolları mı değişmiştir? Ya da yıllar önce
gözaltında kaybedilmiş oğlundan kalan eşyaları arayan babaya yolunu
kaybettirecek kadar değişen nedir? İnsan mı, dünya mı? Oyunun son
karşılaşmasında Ahmet İnam’ın kendisiyle karşılaşan insan üzerine
söylediklerine yer vermeden geçmek olanaksız görünüyor: “Kendimizi
görmemizi engelleyen, toplumsal, kültürel biçimlendirmeler, psikolojik
savunma mekanizmaları, sürekli olarak kendimizin yerine kendimizin
kopyalarını koyar. Göze alma, kopyadan, kalıptan, alışılmıştan,
dolayısıyla kolaycılıktan, rahatlıktan kurtulabilmek, karşımızı açmak,
karşımızda olanın çağrısını duyabilme cesaretidir. Karşılaşma, “risk”
içerir, tehlikeler taşır. Tehlike korkakları, alışkanlık düşkünleri
karşılaşamazlar. Tehlikeyi, sorunları, yeniliği göze alanlar, karşı
karşıya geldikleri sonsuzluğu araştırmaya, sınamaya, denemeye
üşenmezler. Kendimizle karşılaşma, karşılaşmaların en zoru olsa gerek.”

Oyunun temel izleğini belirleyen anahtar kavramlar oyunun dekor
tasarımına işlevsel bir biçimde yansıtılmış. Özellikle son bölüme doğru
sponsorların bıraktığı vitrin mankenleri giderek sahneyi bir vitrine
dönüştüren, esasında insanın mı vitrine, vitrininin mi insana
baktığının karıştığı, aslında kimin kime benzediğini tartıştıran bir
alan yaratmış. Bu alanda, -hem gerçeklik hem oyun düzleminde-
oyunlarını oynamaya kararlı bir topluluğun varlığından söz etmek
mümkün. Oyun müzikleri her bir parçayı bir diğerine bağlayacak tematik
bir bütünlük içinde düşünülmüş. Parçalar biten episodu anlatırken
sıradaki episodu da önseyecek biçimde düzenlenmiş.
Fatih Al, Cihan Ercan, Taner Rumeli, Özgün Aydın ve Burak Tamdoğan’ın
ana rolleri üstlendiği Oyunbazlar Tiyatro Topluluğu oyuncularıyla her
Cuma saat 20:00’de Öteki Tiyatro’da karşılaşılabilir.


BİR KARŞILAŞMA BİR NEDİR?
OYUNBAZLAR TİYATRO TOPLULUĞU

Yazan- Yöneten: Fatih Al
Oyunbazlar: Fatih Al, Burak Tamdoğan, Cihan Ercan, Taner Rumeli, Özgün
Aydın, Murat Erdoğan, Ayşegül Çaylı, Seda Erken, Hilal Kuvvet.
Müzik: Ziya Özsökmenler, Burak Tamdoğan, Fatih Al
Dekor: Murat Erdoğan, Taner Rumeli
Kostüm: Seda Erken, Ayşegül Çaylı
Işık: Tamer Yurtbaşı
Afiş Tasarım: Yasin Özbudak


Öteki Tiyatro Adres : GMK Bulvarı 114/C Maltepe/ANKARA Telefon: 232 32 92

m.elif tüfekçi. "oyunbazlar sahnede: bir karşılaşma bir nedir". oyun 3 dergisi, 2007.
avatar
MARS
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 82
Kayıt tarihi : 23/06/08
Yaş : 26
Nerden : ANKARA

Kullanıcı profilini gör http://kultur-turk.lolbb.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz